![]()
![]()
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya...
En az erkekler kadar yani!
Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir.
Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!
Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra.
Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte.
Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın.
İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok!
Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır.
O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar.
Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır.
Her damla, daha çok kadın yapar kadınları.Her damla bir derstir çünkü.
Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler.
Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!
Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki!
Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra.
Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini.
Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı...
Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında.
Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür..
Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...
İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan.
Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki!
Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar.
Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman!
Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların.
E o zaman niye sarılsınlar ki!
Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.
Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
O da kim, ne diye sormayın artık.
Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.
Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ANNE, dünyada karşılık beklemeden börek yapan tek insandır.
Karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir..!
Ne kadar üzsen de 10 Dakika sonra seni affeden zarif bir memeli türüdür,
Yağlı bile olsa tiksinmeden saçını okşayan, kucağına yatıran, öpüp koklayan tek varlıktır,
Meleğin süt verebilenidir.
'Yarasın' diye muhallebinin içine ciğer katarak, çocuğuna yediren manyaklık derecesinde yaratıcıdır.
Yemek yemeyen çocuğun dikkatini çekmek için elindeki tencere ve tavalarla maymunluk yapabilen kişidir.
Kafayı çocuklarıyla bozmuş, göbek bağı kopsa da, yürek bağı asla kopmayan, sevgi dolu fedakar insan dişisidir.
Bulaşık, ütü, vb. yaparken bile otomatik olarak çene çalan, kendi kendine konuşan, 'kadın dırdırı' denen mereti erkeklere daha küçükten belletendir.
Yemek uzmanı, düzen insanıdır.
Yavrularını yol tarafından değil, kaldırım tarafından yürütendir.
Dizi dizi incidir, lakin gerektiğinde, laf sokma dalında da birincidir.. !
Sevgiliden ayrılma haberi verildiğinde, 'amaaan ben sana daha güzelini bulurum' diyebilen
komik bir karakterdir. ..
'Oğlum aradım yoktun. Ben de mesaj atayım dedim sana. Gelince ara beni emi aslan evladım.
Kara börülcem benim, öptüm annen' şeklinde mesajlar atabilen, teknolojiyi ısrarla reddeden, kabullenemeyen, kafasına göre yorumlayan bilişim düşmanıdır...
AMA ...
AMA dünyanın en güzel kucağına sahip, en güzel kokan, harikulade bir varlıktır.
Olmadık yerlerde 'iyi ki doğurmuşum ulen seni' diyen, benim hatırıma benimle Freddy Mercury dinleyen bir sabır ağacıdır.
Evlatlarını asla ayırmayan, aynı zamanda birbirinden koruyan güç abidesidir.
Evde bir yere uzandığınız an, orada temizlik yapacağı tutan, temizlik konusunda kayışı kopardığından, temizlikçi gelecek diye evi temizleyen, balans ayarı kaçmış, sevimli, tatlı, güzel bir temizlik manyağıdır...
Mutfakta yaşayan, evde herkesi idare eden bir tür tatlı canlıdır...
Evrendeki tüm sevgilerin güçlerini birleştirdiği sulugöz abidesi bir yaratıktır..!
Oğlunun damat - kızının gelin olduğunu görünce, çocuğu mezun olunca, çocuğu gol atınca, çocuğu hasta olunca, çocuğu askere gidince, çocuğu harçlıklarından 5 dolar biriktirdi diye, dolar yükselince, velhasıl buna benzer bir sürü şeye anında ağlayabilen, bu mesajı okurken bile duygulanıp - gözleri dolabilen, ağlamaya meyilli bir yapısı olan duygu pınarıdır.
Çoook uzakta dursa da yakın hissedilen, çok yakınında dahi olsa canı hep istenen, asla vazgeçilmeyen, dizinin dibinde olmak istenen, evlatların varlığını, varlığına armağan edebileceği,
*** ıslak - kuru ama heeeep duygulu*** VEEEEEEE!
en önemlisi; kıçı başı oynamayan tek kadın modelidir...
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Erkeklere göre “gerçek kadın” anlayışı ile kadınların gerçekte olduğu kişi malesef aynı değil. Peki erkeklere göre “gerçek kadın” kim? İşte erkek gözüyle kadınlar...1- Gerçek bir kadın minibüsçüler gibi küfretmez Erkeklerin söylediği: Gerçek bir kadın kesinlikle ağır küfürler ederek konuşmaz. En angarya işi yaparken ya da en zorlandığı anlarda bile. Bu tür kaba kelimeleri zihninin bir köşesinde tutar ve içinden söyler. Ancak erkek ara sıra da olsa adi kelimeler duymak isteyebilir. Özellikle seks yaparken. O yüzden gerçek bir kadının küfürlü
konuşmayıp bu sözcükleri dilinin ucunda tutması gerekir. Kadınların düşündüğü: Tüm kötü kelimeleri etrafımdaki şaşkınlar için harcamak! Eğer bunları duymak bir erkeği rahatsız ediyorsa bunu anlayabilirim ama sadece onun istediği zamanlarda küfürlü konuşacak ve onun amaçlarına hizmet edeceksem buna katılmıyorum. Çok ikiyüzlü bir tavır. Kelime haznemin çeşitliliği ve renkliliğini sonuna kadar savunmayı tercih ediyorum.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Sabahları makyaj yapmak için çok az bir zamanınız mı var? Yoksa hazırlanmayı son dakikaya bırakanlardan mısınız? İşte size, adım adım hızlı makyaj önerileri...
Ten
Cildiniz donuksa kayısı ve bej tonlarında bir makyaj altı sürün.
Gözaltlarınızda morluklar, yüzünüzde sivilce ve kızarıklıklar varsa mutlaka bir kapatıcı (concealer) kullanın. Rengi cildinizden bir ya da iki ton açık olmalı. Kapatıcıyı parmaklarınızla cildinize iyice yedirin.
Fondöteninizi uygulayın. Fondöten rengini cildinizle aynı tonda veya yarım ton daha açık seçin.
Büyük bir fırça ile pudranızı ve allığınızı sürün.
Göz
Üst göz kapağınızın tamamına göz farını sürün.
Gözleriniz koyu renk ise ideal far renkleriniz bej ve sedef tonlarıdır. Açık renk gözlerde her renk rahatlıkla kullanılabilir. Gri, siyah ve kahverengi derin bir bakış; mavi ve yeşil tonları ise daha genç bir görünüm verir.
Gözleriniz büyükse göz içine, küçükse kirpik diplerinden kalem çekin. Pamuklu çubuk ile çizgiyi dağıtıp gölgelendirin.
Kirpiklerinizi tarayın ve iki kat rimel sürün.
Dudak
Dudak kalemi kullanıyorsanız, rujunuza uygun bir renkle dudaklarınızı çevreleyin.
Fırça ile rujunuzu sürün. Dudaklarınızın tam ortasına bir parça parlatıcı ekleyin.
Ve artık hazırsınız! Hazırlanmak hiç bu kadar kolay olmamıştı, değil mi?
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
"Koku, hayatın anlarını yeniden hayata geçirir" diyor ünlü modacı Karl Lagerfeld. Parfümler kadının görünmeyen ama baştan çıkaran en önemli aksesuarlarından.
Sadece tek bir notası bile erkekleri büyülemek için yeterli. İyi bir kokunun, onu kullanan kişinin karakterini yansıtması ise en belirgin özelliği. Bu yüzden bu kadar geniş bir koku yelpazesi içinde herkesin kendine uygun parfümü bulması, biraz zaman alan bir deneyim.
Altın parfüm kuralları
1-Doğru parfümü nasıl bulursunuz?
Bir parfüm satın almanın en doğru zamanı sabah saatleridir. O süreçte henüz koku alma duygusu uyanıktır ve gündelik kokular henüz havaya karışmamıştır. Ama yine de burnun çok kolay yorulduğunu belirtmekte fayda var. Öyle ki, sadece üç koklamanın ardından aradaki farkı ayırt etmekte zorlanmaya başlar. Bu yüzden uzmanlar koku duyunuzu temizlemenin en iyi yolunun taze bir kahveyle mümkün olabileceğini belirtiyor. Kahve aroması diğer tüm kokuları nötralize ediyor ve sonraki seçimleriniz için size yeniden fırsat yaratıyor. Denediğiniz parfümü el bileğinizin içinde değil aynı zamanda yanınızda taşıyabileceğiniz deneme çubuklarından koklayın. Böylelikle aralarından seçim yapamadığınız farklı kokuları evde yeniden test etme imkanı bulabilirsiniz.
2- Parfüm ne zaman ve nasıl kullanılmalı?
Uzmanlara göre, parfümün en ideal sürülme zamanı duş sonrası. Hızlı kan dolaşımı dolayısıyla oluşan vücut ısısı, kokunun cilde daha kalıcı bir şekilde alınmasını sağlıyor ve aromasının değişmesini önlüyor. El bileğine sürülen parfüm ise ovuşturmanın etkisiyle molekülleri zarar gördüğü için koku kimliğini kaybediyor. Parfüm gurusu Estee Lauder'ın parfüm sürmeyle ilgili efsane bir yöntemi var; kokuyu önce havaya sıkın ve daha sonra oluşan koku bulutunun altında durun...
3- Parfümün en kalıcı olduğu bölgeler
Kokunun kalıcılığını uzatan en ideal vücut bölgeleri arasında şakaklar, iki göğüs arası ve kol içleri öne çıkıyor. Vücudun bu belirtilen bölgeleri kan damarlarının cilde en yakın olduğu yerler, dolayısıyla buralarda ısı daha yüksek. Bu da kokunun bu bölgelerde mükemmel şekilde tende hapsedilmesini sağlıyor. Kulak arkasına koku sürme alışkanlığını derhal değiştirin! Çünkü bu bölgede cilt daha fazla yağ üretiyor, o da kokuyla bir araya geldiğinde içeriğinin değişmesine yol açıyor.
4- Parfüm nerede saklanmalı?
Hepimizin parfümlerimizi sergilemeyi en sevdiğimiz yerlerden biri banyolar. Ancak bu aydınlık, sıcak ve nemli ortam, parfümün ömrünü kısaltıyor. En iyisi kapağı kapalı olarak nemsiz, serin ve karanlık bir yerde, örneğin dolapta ya da çekmecede saklamak... Hatta buzdolapları, parfümler için ideal yerler olarak tavsiye ediliyor.
5- Kokuları karıştırabilir miyiz?
Aslında her kokunun kendi içinde bir uyumu söz konusu. Birkaç farklı kokunun aynı anda kullanılması, hafif bir uyumsuzluk yaratabilir. Dolayısıyla her parfümün kendi kişiliği zarar görür ve ortaya kötü kokular da çıkabilir. Parfümlerinizi karıştırarak kullanmak istiyorsanız, en azından aynı koku ailesinden olmalarına dikkat edin.
6- Neden parfümler her tende farklı kokar?
Parfümler alkol, bir dizi aromatik yağ ve sudan oluşmaktadır. Bu yağlar ciltle buluştuğunda her ten tipine göre farklı reaksiyon gösteriyor. Bir tende hafif diğer tende güçlü reaksiyonlar da farklı şekilde kokmalarına neden oluyor.
7- Gün içinde parfümü değiştirmek mümkün mü?
Bunun için önceden mutlaka duş alınmalı mı?
Duş almak parfüm değiştirmek için mutlaka yapılması gereken bir eylem değil. Kokular yaklaşık dört saat içinde notalarının büyük kısmını kaybettiklerinden, bu süreden itibaren başka koku kullanmanızda sakınca olmayacaktır.
8- Hangi koku ne zaman kullanılmalı?
Ağır, oryantal kokular özel gecelerde hoş durabilirken, bir iş yemeği için fazla kaçabilir. Dolayısıyla gün ne kadar erken başlarsa, parfüm de o kadar hafif olmalı. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise daha ağır kokular kullanabilirsiniz.
9- Bir kokunun kalıcılığı ne kadardır?
Genel kural; bir parfümün alkol içeriği ne kadar fazlaysa kalıcılığı da o kadar uzundur. Saf bir parfümün koku konsantrasyonu yüksektir, ancak düşük alkol oranına sahip kokuların en geç altı ay içinde tüketilmesi gerekmektedir. Eau de parfum ve eau de toilette, alkol oranı yoğun kokular olduğundan üç yıla kadar dayanabilir. Eğer parfümünüzün kokusu ve rengi değişmişse yapacağınız tek şey onu atmaktır.
10- Parfümün tendeki kalıcılığı nasıl sağlanır?
Parfümün kalıcılığı cildin tipiyle yakından alakalıdır. Kuru ciltler kokunun aromatik içeriklerini yağlı ciltler kadar iyi muhafaza edemez. Bu yüzden parfüm denerken, cildinizin küçük bir bölgesine hafif yağlı ve kokusuz vücut losyonu sürüp parfümü bunun üzerine sıkın.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yastığınıza, banyo suyunuza damlattığınız, masaj yaparken kullandığınız yağlar şifa veriyor. Yöntemin adı aromaterapi. Bu aromatik yağların sakinleştirici, gerginliği giderici, hafıza kaybını azaltıcı etkileri var. Evdeki negatif enerjiyi atmak için greyfurt uçucu yağı, tartışmaları ve nezleyi önlemek için okaliptus. Aromaterapi uzmanı Aynur Gedik, neşeyi artırmak için portakal yağı, huzur ve ruhani koruma için de ıtır çiçeğinden faydalanılabileceğini söylüyor.
Aromaterapi nedir?
Çok yönlü iyileştirme sanatıdır. Bitkisel aroma yağlarıyla vücuda sağlık, zihninize denge sağlayıcı, ruhsal olarak enerjimizi dengeleyici terapi uygulama yöntemidir. Aromaterapide kullanılan yağlar, bitkilerin kök, çiçek, yaprak vb. bölümlerinden elde edilen saf uçucu yağlardır. Bitkilerin içinde bulunan uçuçu yağlarını terapi amaçlı kullanmaktır. Kelime aroma olmasına ve çoğunlukla 'kokuyla iyileştirme' veya 'iyi hissetme' anlaşılmasına rağmen aslında 'herbal terapi' uzantısı olan farklı bir tamamlayıcı tıp dalıdır. Uçucu yağlar cilt tarafından vücuda emilir, nefes yoluyla akciğere ulaşır. Genel olarak stresi gidermek, vücudu canlandırıp toksinlerden arındırmak, çeşitli vücut rahatsızlıklarını gidermek için kullanılır.
Kanser hastalarını yatıştırıyor
Aromaterapi uzmanları aromatik uçucu yağların çeşitli metotlarla kullanılmasını önerir. Nefes yoluyla buğu ve aromatik lamba vb. yöntemler, yastık ucuna birkaç damla sürme, aromaterapi masaj, mendil ile gün içinde koklama vb. yöntemler bulunur. En etkili yöntem fiziksel rahatsızlıklarda masaj, banyo suları veya hafifleterek vücuda sürme, zihinsel etki için sürekli o aromatik ortamda bulunmadır.
Aromatik yağların sakinleştirme, canlandırma, uyandırma, refleks başlatma, reaksiyon güçlendirme, gerginliği giderme, genel olarak iyi hissettirme, kronik yorgunluğu giderme, hafıza kaybını azaltma, sigarayı bırakma, ameliyat sonrası kusma ve yorgunluk halini giderme, nörolojik zayıflığı güçlendirme, doğuma yakın gerginliği azaltma, genel ağrıyı giderme etkisi var. İngiltere ve Amerika'da kanser hastalarını yatıştırıcı ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak, mide bulantısı veya stresi gidermek için sigorta tarafından kabul edilen aromaterapi seansları doktor tarafından önerilir. Etkileri kanıtlanmamış olmasına rağmen HIV'li çocuk hastanelerinde veya terminal ölümcül rahatsızlıklarda, zihinsel sorunlar için hastanelerde aromaterapi seanslarıyla başarı elde edildiğini gösteren deneyimler var.
Hangi durumlarda, hastalıklarda aromaterapi kullanılabilir?
Aslında aromaterapi bir yaşam biçimi. Rahatsızlık döneminde, banyo sularında stres giderici, cildi güzelleştirici olarak kullanılabilir. Örneğin aşırı kavgacı bir yapınız var, kendinizi kontrol edemiyorsunuz veya çok kırılgansınız, çabuk üzülüyorsunuz. Aromaterapiden yararlanabilirsiniz.
Özellikle fiziksel rahatsızlıklarda, örneğin mikrop öldürücü, ödem giderici iltihap azaltıcı, spazm çözücü etkilerinden dolayı baş ağrısını veya adale ağrısını dindirebilir, romatizmal ağrıyı azaltabilir, şiş el ve ayakları yumuşatabilir, aynı anda sedef veya egzamayı iyileştirebilirsiniz. Evin enerjisini korumak, evin içinde kavga enerjisini azaltmak, eve yabancı kişiler girdiğinde kıskançlık veya aşırı gürültü sonrası evin tekrar huzurlu olmasını sağlayamak için yararlanılabilir.
Negatif enerjinin veya kıskançlık enerjisinin ev içine yayılmasını engellemek için misafir öncesi kışın kaloriferler üzerine yerleştirilen bir kâse su içine damlatılmış 10 damla greyfrut uçucu yağı bu enerjiyi emer. Aile içinde huzursuzluğu gidermek için oturma odalarında yerleştirlilen bir kâse içine 10 damla okaliptus yağı kullanılabilir. Nezle döneminde kaynatılmış soğutulmuş suyu bir spreyli şişe içine 15 damla okaliptus, 15 damla ıtır, 15 damla portakal yağı ekleyip havaya spreylerseniz evin içindeki mikrobu önleyerek nezle olma ihtimalinizi azaltırsınız. Neşe enerjisini portakal yağı ile yükseltirsiniz. Itır çiceği evin içinde huzur olmasını ve ruhani bir koruma sağlar.
Hangi yağlar ne için kullanılır?
Evi canlandırma: Sedir, çam, kuşdili.
Uyku düzenleyici: Papatya, lavanta.
Romantik atmosfer: Itır, portakal.
Zihinsel yorgunluk giderici yağlar: Lavanta, İngiliz nanesi, kuşdili.
Stres ve üzüntüyü giderici yağlar: Bergamot, neroli, papatya, lavanta, sandalağacı
Duyguları dengeleyici yağlar
Bergamot: Ruhsal ve bedensel denge.
Yasemin: Arzularımızı dengeler.
Havuç yağı: Duru görüşü güçlendirir.
Kır papatyası: Kabullenme gücümüzü güçlendirir, içsel kavgayı sakinleştirir.
Misk adaçayı: Zihinsel açıklık verir, olayları olduğu gibi görmemizi güçlendirir. Renkli ve mutlu rüya görmeyi sağlar.
Kişniş: Cesaret ve kendine güveni artırır.
Fenol: Kendini ifade etmeyi artırıcı.
Zencefil: Duygusal ve bedensel denge.
Limon: Duyguları ferahlatır.
Kananga: Afrodizyak etkisi sağlar
Aromaterapinin özellikle etkili olduğu alanlar nelerdir?
Mide rahatsızlıkları, kolit, gaz, hazımsızlık, ağrı, iç ve dış apseler, cilt rahatsızlıkları, alerjiler, astım, iştahsızlık ilk akla gelenler...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
![]()
British Medical Journal'da yayınlanan bir makalede "Şeker, tütün kadar tehlikeli, uyuşturucu sınıfına sokulmalı" dendi. Evet, anneler babalar top sizde. Hala çocuğunuza uyuşturucu vermeye devam edecek misiniz? "Ne yapalım, çocuğum gofreti, şekeri çok seviyor" deyip kafanızı kuma mı gömeceksiniz?
Bu öyle bir zehir ki her markette, bakkalda satılıyor. Bütün diğer uyuşturucular gibi bağımlılık yapıyor ve haz duygusuyla birlikte vücuda zarar veriyor. Hatta bu beyaz zehir çocuklara yediriliyor.
British Medical Journal'da yeni yayınlanan bir makalede "Şeker tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılık yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulmalıdır" diyor. Gözünüzün önüne yeğeninize, çocuğunuza "hediye ettiğiniz" çikolatalar, gofretler mi geliyor? İnsanı sigaraya, uyuşturucuya en yakınları alıştırır... Çocukları da "şeker isimli zehire" anne-babaları alıştırıyor en önce.
Şekerin ettikleri
• Fazla şeker tüketmek kan şekerini çok çabuk artırıyor ve pankreas aşırı insülin salgılıyor. Buna "metabolik sendrom" deniyor. İnsülin, şekeri regüle ettikten sonra fazlasını yağ olarak depoluyor. Kan şekerindeki ani düşüşse sürekli acıkma hissine ve yemeye yol açıyor.
• Diş çürümesi başta olmak üzere, obezite, diyabet, kalp ve dolaşım hastalıkları, böbrek taşları, kanser, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, kronik yorgunluk sendromu ve kemik erimesine neden oluyor.
• Kan dolaşımıyla vücudun her tarafına taşınan şeker özellikle de göbek, kalçalar, göğüsler ve bacağın üst kısmında toplanıyor. Bu bölgeler de dolduğunda, yağ asitleri kalp ve böbrek gibi aktif organlara dağılıyor. Bu organlar gittikçe yavaşlıyor ve sonuçta dokuları bozularak yağa dönüşüyor.
• Bağışıklık sistemi zayıflıyor. Vücut soğuk, sıcak veya mikroplara karşı koyamıyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Tüm dünyada en sık rastlanan ölüm nedeni
“Kronik obstrüktif (tıkayıcı) akciğer hastalığı”nın baş harflerinden oluşan “KOAH”, aslında iki hastalığı tanımlamakta kullanılır: kronik bronşit ve amfizem.
Kronik bronşit, en az iki yıl üst üste ve bu iki yılın en az üç ayında öksürük ve balgamla seyreden ilerleyici bir rahatsızlıktır. Amfizem ise, kana oksijen taşınmasını sağlayan hava keseciklerinde harabiyete neden olan bir hastalıktır. Bunun sonucunda akciğerde elastikiyet kaybı ve nefes darlığı görülür.
Çoğumuzun adını bile duymadığı KOAH, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, kalp-damar hastalıkları, zatürre ve AIDS’ten sonra 4. en sık ölüm nedenidir. Ölüm nedenleri arasında bu kadar üst sıralarda yer almasının ötesinde KOAH, yaşam kalitesini bozan, işgücü kaybına neden olan ve kişiyi zaman içinde kendi bakımını bile gerçekleştiremeyecek hale getiren bir hastalık. Ülkemizde yaklaşık 3 milyon kişinin KOAH’lı olduğu tahmin edilmekte, tüm dünyada ise bu sayı 600 milyona ulaşmaktadır.
Sigara KOAH için vize
KOAH’ın başlıca nedeni (yüzde 90 hastada) sigaradır. Yalnızca sigara değil, pipo ve puro kullanımı da KOAH’a yol açmaktadır. Sigara içenlerin beşte birinde KOAH gelişmektedir. Sigara içen kişilerde, içmeyenlere göre KOAH riski 30 kat kadar artmıştır. Sigaraya erken yaşta başlanması ve uzun süre çok miktarda içilmesi, KOAH’ın daha ağır seyretmesine neden olur. Sigara dışında bazı mesleki faktörler (madencilik, fırın/tahıl işçiliği, çiftçilik gibi) ve ısınma amaçlı tezek yakılması da KOAH’a zemin hazırlar.
Ne yazık ki KOAH, tanısı ihmal edilen bir hastalık. Toplumda yeterince bilinmiyor ve önemsenmiyor. Halbuki erken tanı ve müdahale, hastalığın gidişini durdurabilir ya da yavaşlatabilir. Tanıda öncelikle hastanın şikayetleri değerlendirilmekte ve solunum fonksiyon testleri ile akciğer grafisi gibi tetkiklerden yararlanılmaktadır. Başlıca belirtileri; öksürük, daha çok sabahları balgam çıkarma ve özellikle eforla gelen nefes darlığıdır. Tanıda gecikilmesinin en önemli sebebi, sigara içenlerin öksürüğü ve balgamı “normal” kabul etmeleridir. Oysa biliyoruz ki, “normal öksürük” ya da “normal balgam” yoktur. KOAH’lı kişiler, öksürük ve balgamı çoğunlukla o kadar kanıksamışlardır ki, yakınmaları iyice artana kadar doktora başvurmayı düşünmezler. Oysa KOAH’a erken tanı konup zamanında sigara bırakılırsa, yıllık akciğer fonksiyon kaybı azalmaktadır. 35 yaşından sonra sağlıklı her insanın 1 saniye içinde dışarı verebildiği soluk hacmi yılda 30 ml azalma gösterir. Sigara içen KOAH’lılarda bu azalma 150 ml’ye bile ulaşabilir. Dolayısıyla KOAH’lılarda sigaranın bırakılması, hastanın daha uzun yıllar boyunca hayat kalitesinin yüksek kalması açısından kritik önem taşımaktadır.
Sigara, eroin ve kokain gibi bağımlılık yapıcı bir maddedir. Bu fiziksel bağımlılık nedeniyle kişi sigarayı bırakmada zorluk çekmektedir. Kendi kendine sigara bırakılamıyorsa, sigara poliklinikleri devreye girmelidir. Günümüzde sigara bağımlılığının tıbbi tedavisi mümkündür. Sigara Polikliniği’mizde, öncelikle hastalarımızın fizik muayeneleri yapılmakta, gerekli görülen tetkikleri istenmekte ve fiziksel mi, yoksa ruhsal bağımlılığın mı daha ön planda olduğu saptanmaktadır. Bundan sonraki aşamada kişinin bağımlılık tipine göre, nikotin yerine koyma tedavisi ya da ilaç tedavisi önerilmektedir.
Ülkemizde KOAH’lı her on kişiden dokuzu, hasta olduğunu bilmiyor
Sadece ülkemizde değil, dünyada da giderek artış gösteren KOAH hakkında bilinci artırmak amacıyla her yıl Kasım ayının üçüncü Çarşamba günü “Dünya KOAH Günü” etkinliklerine ayrılmıştır. Dünya KOAH Günü, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığına karşı Küresel Girişim (GOLD) grubu tarafından tüm dünya ülkelerinde düzenlenmektedir. Bu özel günde, KOAH hakkında bilgi arttıracak çalışmalar yapılmakta; kendilerinde KOAH olduğunun farkında olmayan kişilerin basit bir solunum testi yaptırması ve erken tanısı teşvik edilmektedir. Günümüzde dünyada KOAH hastası olan her dört kişiden sadece biri hastalığının farkındadır. Sonuç olarak; kendinizi ihmal etmeyin, nefes darlığı, öksürük, balgam yakınmalarınız varsa, mutlaka bir Göğüs Hastalıkları Uzmanı’na başvurun ve KOAH hastası iseniz erken tanı şansını yakalayın.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı